Monthly Archive for Ocak, 2010

//neyim var, doktorr!

onu hayatımdan  def ettim, ama hala etkiliyo lan onu dövesim var,
piskolojim çöktü, nefes alamıyorum. kardeşlerimi çağırasım var,
molotonluktan sıkıldım, bi yerde oturasım var,
anneme etüt hala bitmedi mi? diye sorupta kaçasım var,
buz gibi havada çırılçıplak koşasım var,
babam dibimde sigara içerken, sigarasını söndürüp gidesim var,
pencereden dışarı, seni seviyorum ulennnn! diye bağırasım var,
piskolojim pert oldu düzelttiresim var,
offf tanrım kafayı yicem, pişiresim var..
bırakın bunları çok uykum geldi, uyuyasım varr!!

//rüyalarda

rüyalarımdada seni görür oldum’ ne oluyo anlamıyorum? korktuğum herşeyi rüyamda yaşıyorum.. daha çok korkuyorum. . bi gruptasın bi çok insan var muhabbet, kahkaha şamata.. sana sesleniyorum kirazzZ’ bakıyosun yine kafanı çeviriyosun bütün herşey bozuluyo o anda yüzün asılıyo nefret doluyo sanki içine.. o zaman korkuyorum yanına gitmeye çalıştığımı hatırlıyorum birileri önümde duruyo bakıyorum yüzlerine anlamsız kişiler tanımıyorum hiçbirini’ Gidemezsin? Anla işte sen bittin” diyorlar. başlıyorum gözyaşlarına* -ağlamazdım ben, duygusuz herifin tekiydim noldu ki bana?

//eski yazıya açıklama

b*k oluşun, b*k edenin, b*k olmuşluğun ve bütün bunları sıvamanın üzerine;

kendi kafamda bişeyler tasarlıyorum ne kadar gerçekleşmesi mümkün olsada b*ktan hayaller kuruyorum.. ama yaptığım hiçbirşey için pişman değilim, taki ne zaman kaybederim onu işte o zaman herşey için pişman olur ve olacağımda biton şey yaparım.. Bu güne kadar çoğu şeyi umursamadan düşünmeden söyledim. Sonuçları kötü olan çok nadir oldu o yüzden pekte pişmanlık duymadım” gerçek musty’i 3 en fazla 4 kişi bilir onlarda kendilerini çok iyi biliyorlar zaten’ sahte arkadaşlara, sahte muhabbetlere ve ilişkilere tamamıyla kapadım kendimi sadece inandığım gerçekler peşinde koşuyorum.. bu gerçeklerden biride Sen’sin! Ben’miyim? deme sensin çok iyi biliyorsun kendini.. bu yüzden açıklama ihtiyacı duymuyorum. Cuma gününden sonra bi haller oldu bana ekşınları-ağıtları-kahkahaları hepsini birden yaşadım.. Ağır geldi hemde çok ama kaldırabilirim bu güç var bende asla dizlerimin üstüne çöküptee acındırmam kendimi ama inandığım şey uğrunda dimdik! ayakta durmasınıda bilirim. dün gece uyuyakalmışım bu sırada totemim bikaç şey konuşmuş uyandırdı ve paylaştı.. o anda kafama balyozla vurulmuşcasına kızdım telefonu cektim elinden ve Engel’i aradım bağıra çağıra döktüm içimi*- bir nebze olsun rahatladı içim ama şimdi yine korkuyorum.. Napmalıyım hadi akıl ver bana ?

//anlamsızlıklar kümesi

herşey istediğin gibi artık,
senin için katlanıyorum ya..
yine yalanlar söylicem kendime,
inandığımı değil, olması gerekeni değil,
sadece şu an olması gerekeni söylicem..
beklicem, merak etme..
mutululuğumuz için beklicem..
ama ters giden bişeyler var?
gözlerine bakamıyorum sanki”
ne o bende utanıyorum galiba? o_O

\\Totemmm” yardım et bana, sana saygım sonsuzz. ama tapamam ben sana…\\

*kirazım & derthane

ahaha bak hayat oldu işte! Gene altüst ettim seni, engelleyemedin bu defa mutluluğumu :D Hızlı başla, hızlı bit! bögh gına geldi bu formulden artık :) ağırdan yaşayıp, köklü yaşicam hiç umrumda değil başka etkenler.. sadece keyfime, mutluluğuma bakıcam.. ha diceksiniz? “kirazım” dedin, felsefe yapıyon yok abi! Kiraz’ın etkisi bunlar :) //

derThane, kaç gündür dershanedeyim sabah akşam ders modundayım tv-pc vs. hiç bi etken yok tamamen kitaplarım, müziğim, kiraz üzerine odaklanıyorum. Farkettimde baya iyi oldu bana, evde olsam sıcacık yorganın altına girer uyurdum. Ama orda oyle bişey olmuyor zati kardeşlerimde yanımda*  reis, japon, başkan, mali, bergay ve TM1 :D Ha bide Totem’im var” (toteeem, tapıyorum sana toteeeem!!) abi yok boyle bi şans ya mesaj bekliyorum, gelecek mesajın olumlu mu olumsuz mu olduğunu bilmiyorum veriyorum Totem’e msj süperr başlıyoruz oynamaya gece 04:00 çiftetelli oynuyoruz yok boyle bi mutluluk. niyse öyle işte hidif büyük Hukuk’ çalışmak lazım, çalışıcaz artık az gün kaldı :D Hadi ciciler sağlıcakla :) Kirazzz <3 :P

//kısacık*

b*k oluşun, b*k edenin, b*k olmuşluğun ve bütün bunları sıvamanın üzerine;

…( )…  :D

//son günlerim..

Öss’ tantanam aldı basını gidiyor. Bi deneme bitiyor diğeri o bitiyor başka bi deneme.. Şu sıralar kendimi baya toparladım. Zihnimi fazla yormuyorum boş işlere gerçi problemler gelip seni buluyor orası ayrı konu :D Yarın 22.01 karneleri alacağız. yok eski karne heyecanları kalmadı abi? nerde o ilkokuldaki gibi kalp çırpıntıları. şimdi saf saf gelefek kağı parçasını bekliyoruz. Eskisi kadar anlam yüklü değil o karnede..  Bu dönem tek zayıfla yırttım gerçi her zamanki problemim ya o! Tahmin etmişsinizidir. Facebook’ta gruplar actığım ders Goometri* gene kaldım geo’dan artık koymaya başladı beya. nisanda sınava gireceğim ama tam oturmuş bir Geometri bilgisi yok bu benim için fazlasıyla bi eksik. Matematik kolay hemen hemen bütün eksiklerimi giderdim pratik var teori yok ama :D Neyse uzatmim fazla zaten pek uzatacak halde değilim :) Ah! Hukuk ömrümü çürüttün :D

//brutus* part II

..Çoktan sabah olmuştu. Brutus’un erken kalkması gerekiyordu. Yanıbaşında duran alarm çalmaya başladı. Bir hamleyle kapattı alarmını uyanmak istemiyordu sanki.. Gözleri şişmişti, geceden kalma bi yorgunluk vardı üzerinde kafasını çok yoruyordu bu aralar farkına vardı bunun. Yorganını iteledi ve ayağa kalktı. Bi ara pencereye takıldı gözü, perdeyi hafif  araladı dışarda lapa lapa kar yapıyordu. Bi anda çocukluğu geldi aklına ne kadar masum ve günahsızdı çocukken, oynadığı oyunlar, kardan adamlar, kartopu oynamaları şerit halinde geçti gözlerinden. Derin bir soluk aldı ve banyoya yöneldi. Aynada kendini gördü; -Yüzünün burusukluğu dikkatini çekti eliyle gerdi geri bıraktı yine geri ama hep eski haline dönüyordu, yaşlanmıştı artık. Bi süre banyoda vakit geçirdikten sonra kıyafetlerini giydi yine buruşuk ve ütüsüzdüler. Karnı guruldadı açıkmıştı, her zaman uğradığı börekçiye  gitmek istedi. Kapısını kilitleyip aşağı indi bir taksiye işaret edip durdurdu sonra vazgeçti bu kararından yürümek daha olumlu gelmişti.  Uzun ama yavaş adımlarla yürümeye başladı. Yürüken insanların yüzüne bakıyordu hepsinde ayrı bir ifade, farklı düşünceler ve yorgunluk sezdi. İnsanlar neden bu kadar amaçsız yaşıyorduki? Yarım saat sonra börekçide soluklandı kahvaltısını yapıp, işine gitti. Derken yine akşam olmuştu. Hayatı herzamanki molotonluğunda sürüyordu şikayetçiydi ama elinden gelen bişey yoktu katlanmak zorundaydı. Telefonu çaldı arayan çok yakın bir arkadaşıydı. Brutus’e bi teklifte bulundu haftasonu bir konser olduğunu ve onunda gelmesi istediğini söyledi. Sıkılmıştı Brutus haliyle kabul etti bu teklifi..

//brutus’un sözü üzerine

Brutus, ne yazıkki o duruma gelmiştir artık, kafasında onlarca soru, onlarca anı vardır ama bu sorular arasında yaşaması, nefes alması gereken bir hayat vardı. Sabah her zamanki gibi sağa sola fırlattığı ve buruşmuş olan kıyafetlerini giydi ve moloton hayatına başlangıç yaptı. Bütün günün diğer günlerden farksız olarak geçirdi. Bu sırada içini yiyip bitiren sorular vardı. Acaba varlığını ne uğrunda sürdürüyordu? Çıkarlarının doğrultusunda mıydı? Eğer bir amaç uğrunda yaşıyorsa bu amaç nerede ve hangi şekildeydi? Adeta kendi beyni ve kalbiyle bir savaş veriyordu. Akşam vakti her zaman soluk aldığı, arkadaşlarıyla vakit geçirdiği cafeye gitti bu defa yalnızdı, yalnız ve düşünceliydi. Bir espresso söyledi. Garsona eğilerek hafif bir sesle verebileceği en sert espressoyu istedi. Birkaç dkya garson isteğini getirdi. Artık bir fincan kahvesi ve benliğiyle başbaşaydı. Bu sırada yalnızlığı geldi aklına tek başınaydı istememişti kimseyi yanında. Her zaman kahkahalara boğduğu ortamda artık tekti istese telefondaki rehberinden onlarca kişiyi arayabilir ve çağırabilirdi ama istemedi bunu yapmayı yalnızlığı tercih etti. Kendi dümenine yön vermek istedi. Dümeninin başına geçip, o hırçın dalgalarda rotasını belirlemeli ve o yönde devam etmeliydi söz verdi kendine artık kendi hayatına bakacaktı umursamayacaktı kimseyi düşünmeyecekti. O sırada karşı masadan bir çift göz dikkatini çekti baştan ayağa onu süzüyordu. O da karşılık verdi bu bakışlara bu bakışlar birer tebessüme dönüştü sonra ayağa kalktı ve yanına gitti. Oturmak istedi. Bu isteği karşılıksız kalmadı ve konuşmaya başladılar gene sözünü tutamamıştı yine düşmüştü tuzaklarına ve bir sonraki gün yine söz vereceğini bile bile sözünü yuttu.. // Msty.

//benliğim’nietzsche

Zerdüşt, sen doğru sölüyorsun. yükseklere çıkmak istediğimden beri kendime güvenmiyorum. artık kimse bana güvenmiyor. bu nasıl oluyor? ben hızla değişiyorum. bugünüm dünüme zıt düşüyor. merdivenleri çıkarken çok defa, bir iki basamak birden atlıyorum. bunu hiçbir basamak bağışlamıyor. yukarı çıkınca kendimi her zaman yalnız hissediyorum. kimse benimle konuşmuyor. yalnızlığın buzu beni titretiyor. yükseklerde olmayı neden istiyorum? benim küçümsemem ve özlemim beraber yürüyor. yükseklere çıktığım oranda yükselenleri küçümsüyorum. yüksekte olanların işi ne? yükselmemden ve sendelememden ne kadar utanıyorum! solumamla ne kadar alay ediyorum! uçanlardan ne kadar nefret ediyorum! yükseklerde ne kadar yorgunum. Delikanlı burda sustu. Zerdüşt etrafındaki ağaca baktı ve şöyle dedi:

Ağaç, bu yüksek dağda yalnız duruyor. Boyu, insan ve hayvanı asmıştır. Eğer konuşmak isteseydi onu anlayacak kimse bulunmazdı. o, o kadar boylanmıştır. – şimdi bekliyor ama- neyi bekliyor? o bulutlara yakın bulunuyor; galiba ilk yıldırımı bekliyor.”