neden o sorusuna verilemeyen cevap
yada hiç olmayan bir sen söz konusu
ortada bir muhabbet olduğu kesin ama kim?
ben mi yoksa? bu kadar mı narsistim
kendime mi aşığım ben yahu.
aradığım bir şey olduğu ortada
o şey nasıl yada ne?
yine sorular.. sorular
kafam allak bullak, çıstak çıstak
kopsak mı, eğlensek mi
onları da yadırgar oldum. istemiyorum
odama girip kapıyı kapatıyorum
kalıyoruz baş başa ve ben yine yazıyorum!
öhö öhö, arkadaş ne bu içimdeki küfür etme isteği? deli gibi sövüyorum her şeye. geçer dediklerim, geçmiyor. oluruna bıraktıklarım olmuyor ve g*t yusufluyor genç.
kendimi klonlatabilseydim ne güzel olurdu diyorum. klonum benim yerime benim yaşamam gerekenleri yaşasın bende bütün bu sorumluluklardan uzaklaşıp yanıma birini aldıktan sonra ki bu sen olabilirsin yada olmalısın orasını kestiremiyorum uzaklaşmak ya.
şöyle uzaklara ege falan olabilir misal.. sadece gerçekten istediğim şeyleri yapmak istiyorum. sınava falan girip felsefe okumak örneğin. stüdyo bir daire.. bir müzik seti internet ve birkaç şey daha. elimden gelen bir kaç işte var hani. döner diyorum bu çark..
bide bütün bunların hayal olduğunu kabullenmek var işte. oda zor gelmiyor değil.
delleniyorum, başım ağrıyor sinüzitim benimle taşşak geçiyor!
hayat artık bazen değil her zaman kahpe. yaşanılanlar, yaşananlar daha garip artık. artık diyorum ama neden şu andan itibaren böyle geldiğine dair bir fikrim yok.
uzun zamandır kendime itiraf edemediğim şeyleri düşünüp, duruyorum. gerçeklerle yüzleştikçe rahatlıyorum, rahatladıkça daha tedirgin oluyorum.
o değilde; fazla üstüme gelme, kaybedersin.
okul nedense artık bitmeyecek gibi geliyor. yada uzayacak! korkuyorum.
sırf bu yüzden liseyi özlediğim doğrudur.
huzur istiyorum. istediğim şey bu kadar basit gözükürken neden hala rahat batıyor? neden düşünüyorum. kendimi bundan da alıkoyamıyorum. var mı böyle bir şey yahu.
soru sorma, yaşa!
uyan, hayatta kal, uyu. çok basit değil mi?
merhaba
şuan sana bu satırları yine fena bir şekilde darlandığım zamanda evimden yazıyorum.
kağıt-kalem kullanmıyorum, bu yüzdende pek havaya girdiğim söylenemez. telefonumda gelen kutum boş, senden gelecek mesajı bekliyorum.
bana niye uyumadın diye sitem yapabilirsin mesela.
gezmek istiyorum, yürümek yani. çok uzun bir yolda sadece sen ve ben. bunun planlarını önceden yapmış olmayalım ama bir anlık esinti ile olsun. deliyim ben unuttun mu? kafama esmesi yeter.
tavla oynayalım seninle, ben pulları toplarken iki alacağıma bir tane alayım. sen gözlerini kaçırdığında ben bir iki pul geri koyayım yada mars et beni. sonra mutlu ol beni yendiğin için.
birer çay daha söyleyelim ve sen bana yine kız, o kadar şeker atma de. beni düşündüğünü hatırlamış olayım.
sonra ellerinden tutup sana seni seviyorum falan diyeyim şımartayım seni kısaca.
ufak sürtüşmeler yaşayalım sen bana kız ben sana şebeklik yapayım. bu arada kendimi affettirmesini bilirim, haberin olsun.
dudakların en çok hoşuma giden. birde kokun yok mu..
bu konuda da takıntılıyım ben, unutmam kokunu asla. hatırladığımda burnum sızlar. özlerim falan işte. sonra çok kıskancım biliyorsun.
birlikte onlarca fotoğrafımız olsun, sırf bunun için harici bellek bile alabilirim. bir de not defterimiz olmalı tabi senin ki pembe falan benimki ise siyah. birbirimiz hakkında şeyler yazalım o defterlere. işler kötüye gittiğinde kullanmak için.
neredesin, kiminlesin bilmiyorum. şu an bir başkasına onu ne kadar çok sevdiğini söylüyor olabilirsin, benim de söylediğim olmuştu.
daha seninle yapmak istediğim o kadar şey var ki, hepsini tek tek yazmak istemiyorum. saklı kalsın istiyorum bazı şeyler.
neyse öyle işte, bu mektubu okuyorsan beni çok bekletme olur mu? gel, hemen..
seni seviyorum
yine aynı mekan, aynı çalışanlar, aynı manzara.. bu kadar molotonluk içinde sıkılmamak elde değil tabi, biraz da olsa buraya geldiğimde renkleniyor hayatım. benim için farklılık böyle bir şey işte..
o değilde; ölmeyi taktım bu sıralar, ölmekten değil aslında yaşayamamaktan korkuyorum. dolu dolu yaşayamamaktan. haftaya sınavlarım başlıyor, ders çalışma olaylarını hızlandırıyorum genşler.
yalnızım diye yakınan insanlar var etrafımda, hacı bende yalnızım napak? grup yapak mı.
daha ne yazacağımı ve ne yapacağımı bilmiyorum
aslında bu işte benim pek bir suçum yok, size sadece istediğinizi veriyorum. kendimden alıp, size veriyorum. ne kadar fedakarım değil mi? senin ağzına sıçmak istiyorum sonra onunda gerçekte bunu hepiniz için istiyorum! kuduruyorum. sağı solu yumruklamaktan başka bir şey gelmiyor elimden ve deli gibi yazıyorum. sinirlerime hakim olamıyorum.
hangimiz daha iyiyiz? bu konuyu seninle sonuna kadar tartışmaya varım. eminim sende en az benim kadar kötü birisin. evet, ben kötü bir adamım. kendi hiçliğime başkalarını da sürüklüyorum ve sırf bu yüzden kendimi böyle hissediyorum.
benny benassi dayz babacım. kaldır ellerini havaya.
koca bir salonda deli gibi küfür etmek de ayrı bir haz hani.
neyse şimdi siktirolabilirsiniz.
başlıksız olsun
girdap dolu günler ardı ardına esip geçiyor. şuan oturduğum mekanda herkes fazla umarsız. anlarını yaşayıp, nasıl oluyorsa vakit geçirmesini biliyorlar. benim öğrenemediğim de bu sanırım yada öğrenmek istemediğim şey. kendi içimde neden bu kadar çelişiyorum.
duygularımı tarif edemediğim bir an daha. ne hissettiğimi bilmiyorum. sıkıntılarımı sıralamaya başladığımda ise hep benden daha dertli birisi var. elimdekilerle yetinmeyi bilmiyorum doğrudur.
kendime itiraf edemediğim limanda takılmış durumdayım. adadan kaçmak için türlü türlü yollar deniyorum ama özgürlük parada ve ben özgür bi birey değilim. bu durumda haliyle ağır geliyor.
her şeye rağmen banan katlanan ve benim yanımda olan insanları seviyorum.
trip çekemiyorum artık, uğraşamıyorum insanlarla. istekleri doğrultusunda gitmiyorum ve benden uzaklaşıyorlar. bu da çok koymuyor çünkü kendi ellerimle yapıyorum bunu.
şimdi susmayı yeğliyorum, sol yanımı dinliyorum sessizce.. aşkın sesini duymak için çabalarım ama sadece nefes alıyorum ve yaşamaya devam ediyorum.
şimdilik söyleyeceklerim bu kadar, sevgilerimle
umut veren şeyler var
bazı şeyler beni ümitlendiriyor hatta mutlu etmeye de yetiyor. yazdıklarımı okuyan insanların arttığını görüyorum ve hatta onların bende kendilerini bulması da hoşuma gidiyor. bir şekilde yalnız olmadığımı biliyordum. ayrıca umut veren gelişmeler yaşıyorum güzel şeyler oluyor. beklediğime değecek sanırım. gerçi yine aynı şeylerden muzdaribim sorular sorular sonrasında ise kafalar..
hala yapmalıyım dediğim şeyleri yapmıyorum şeyler şeyler, ne kadar çok kullandım bu gece bunu! “usandım amk” okunması için yazılan yazıların perdesinde bir de ah keşke sadece bu cümle okunmasa dediğim ayrıntılar takılıyor kafama. kafamı da yaşayamıyorum ne zamandır. fazlasıyla boş olan bu kadar olay bir daralmışlık hali. yardıma ihtiyacım var. ve bunu ciddi bir şekilde halletmeliyim gerekirse bir de uzman yoluyla bir psikologla.
bu adacıkta çok az bi zamanım kaldı hemen hemen 2 aycık gibi. bir yandan kurtulmayı kovalarken diğer yandan gideceğim yerdeki kaoslar kafamı karıştırıyor. istanbul’a gitmek istiyorum. istanbul’dan uzaklaşmak istiyorum. bana bunu hissettiren yegane insan “seni seviyorum” evet bu doğru. neyse bu gecelik yeter bu kadar sanırım kusacak halim yok bugün. belki yarın bir sinüzit ağrısı başlatır sancıları..
değişim
hayatım değiştirmek istediğim şeyler esintisinde geçip gidiyor. “kararsız kazım” olan lakabımı tekrar gün yüzüne çıkartacağım gibi. hemen hemen hiçbir konuda kesin kararlar veremiyorum. verdiğimde ise uygulamada sıkıntı çekiyorum. yapmak istediğim şeyler var ama sadece var. yeni bir hedefe ve motivasyona ihtiyacım var. kendimi odakladığım şeyi elde ettim, bu yüzden de rahatlamayla birlikte dipsiz bir kuyuda düşüp duruyorum. mutsuzum çünkü sadece günümü yaşıyorum. olmam gereken kişi ve yapmam gereken bu değil biliyorum.
nasıl oldu da bu kadar karamsar oldum? sorusu da ayrı bir konu tabi. hayattan zevk alamamak.. yaşama sevincim kalmadı. olayları fazla büyütüyorum ve bu halde olmak bana zevk veriyormuşçasına kopamıyorum. neye ihtiyacım olduğunu bilmiyorum. ben kötü bir adamım.
sittiğimin adasında kaçacak hiçbir yerim yok. uzaklaşmak istediğimde en uzak mesafe 1 saat bile sürmüyor. ve kendimi geri dönmek zorunda hissediyorum. evde durumlar bok gibi. gel, çalış, yat, çık. huzur yok. eve gelen arkadaşlarım ve bir sevgilim yok. dertleşeceğim kimse yok! kendi içimde, kendi kendimle paylaşıyorum her şeyi.
bazen istanbul’da olsam keşke diyorum. sonra.. sonra.. sonrası yok. orada beni daha zorlu bir hayat bekliyor. ne zaman değişecek bazı şeyler bilmiyorum. hayatı daha tat alınacak hale nasıl getirebilirim. çevremde onlarca kişi var ama sadece var. herkes aşık. herkes dertli ve herkes çok meşgul.
korkuyorum.
aşık oluyorum.
daha fazla korkuyorum.
bazen ararsın
ruhumdaki fırtınalar ve ortalık kaos. her şey karışmış vaziyette kafamı emanet edeceğim bir sığınağa ihtiyacım var. vücudumda yara izleri var, derin! kafamda bir ağrı, sinüzit midir ne s2mse? belim bi de çok ağrıyor bu sıralar. kendi duvarlarımı yıkıyorum hatta yumrukluyorum! ellerimde yaralar ve kan var. o kan kokusu yok mu, kendimden geçiriyor bazen sadistleşiyorum buda mazoşistliğime vuruyor ve ben acı çekiyorum! hah, işte bu. konuşacak birilerine ihtiyacım var. bana karşı saldırı istemiyorum fakat. bu büyük bir ayrıntı. her biten cümlemden sonra kafalarda kurulan düşüncelerden de istemiyorum. dinlesinler yahu yorum bile yapmasınlar yada yapmasın. sadece anlatayım. ağır geliyor işte paylaşmak istiyorum. kim bilir belki, paylaşarak büyüyen şey acım olur. göz altlarım! rte modundayım. içinde ağıt birikmiş göz altı torbalarım var benim. noeli bekliyorum. hediye edeceğim onu avuç açmış çocuklara. bir de toprak kokusu var. kan kokusundan daha iyi hallice. üç nokta