psikalalalolog

travmatik olarak ağır yazma gecelerinden birine daha hoş geldiniz demek istiyorum siz sayın okurlarıma yada okumayanlarıma her neyse artık belki sadece kendime..

haluk levent – elfida
dinleyelim hadi.

neydi bu kadar karmaşık olan, bilinmez gelen?
neydi insanları bu kadar sahte yapan? hangi akımın yada hangi terör örgütünün işiydi bu.. bilinmez. hiç mi seven sevdiğine kavuşmuyor? ağlayan çocuğun isteği yapılmıyor.. o soğukta dilenen insanların avuçları dolmuyor..

çok garip olduk bizler. hep acıdık acındırdık. peki, ne kazandık? sorular.. sorular.. bir sonu olmayacak bunun, biliyorum.

işte her şey o lanet kaos ortamında yaşandı. kendinden emin adımlarla bana doğru yürüyüşü yok mu, o an anlamalıydım ters giden bir şeylerin olduğunu. gözlerime baktı ve derince bir nefesten sonra “bitti” dedi. ona verecek cevap yada durduracak bir söz yoktu benim için. eğdim kafamı ve sustum. keşke dediğim o nadir anlardan birisiydi buda keşke, dur! deseydim dedim sonra ama ne bunu söylemiştim nede artık söyleyebilirdim, gitmişti..

o geceyi nasıl unutabilirim. sabaha karşıydı geldiğin vakit seni karşılamak için polise bile dil dökmüştüm. ne alaka deme sakın, biliyorsun neden olduğunu. bir iki taksiciyle muhabbet ettik. taksi durağında bekliyordum seni. otobüs firmalarının o klasik servis arabalarından biri yaklaştı durağa. kalbimin ritmi nasıl da hızlandı öyle. lanet olasıca duygu işte. sonra seni gördüm, yavaş yavaş geliyordun bana ve omzunda senden ağır bir çanta. evet, bana gelmiştin. yürümeye başladık birbirimize doğru ve sarıldım sana! o lanet, bu duyguya bayılıyorum. sarılmak.. sağ yanımda kalbinle çarpıyordu işte. sonra hemen çantanı aldım ve elini tuttum. sımsıkı hemde. aptal ben, kaçacak sanki? köprüden beraber geçtik karşıya her adımda yeni bir muhabbet yeni bir lütuf. taksiye bindik sonrasında ve apartmanın en üst katında ki evimize nasıl da ajan misali çıkmştık, gizlice. aman karşı komşu görmesin! güzeldi be o heyecan güzeldi ama değmeyecekti ve değmedi de..

evet, anladım bla bla bey. öyleyse çocukluğunuza inelim..  babanızda iyi yazar mıydı?

soluksuzca

nasıl da bir çırpıda başladı her şey. “şarkı artık bir parçası olmadıkları dünyanın bilmem nesi haline gelir.” başım ağrıyor her zamanki gibi klasik muhabbetler, klasik sözler.

Sevgili Ben,
Nasılsın görüşmeyeli, epey uzun zaman oldu.. Neler yaptın çok merak ediyorum. En son konuştuğumuzda yoğun bir çalışma temposu ve haliyle hayallerin vardı. Onları gerçekleştirip, gerçekleştirmediğini çok merak ediyorum. Çok özledim seni Ben. Merak ettiğim bir kaç şey daha var O nasıl? haber alıyor musun hiç. Her neyse öylesine bir mektup say bunu. Muhtemelen cevabını uzun yıllar sonra okuyacağım.. Kendine çok dikkat et ve O’nun söylediği bir söz vardı hatırla. “insanlar çok garip ve acımasız, sen sakın ağlama”.. Görüşmek üzere kadim dostum. Sağlıcakla;
Sen

 

ney?

yazı yazmak için yine klasik olaylar. yaz sil, yaz sil. dolu dolu başlayıp sonrasının gelmemesi gerçekten lanet bir his. yazmayalı da baya oldu hani. neresinden başlasam nereden tuttursam emin değilim ah lanet olsun. “siyah saç ak defterle geldin, ak saç siyah defterle gidiyorsun” adam yazmayı biliyor.

radyo yayınına başlamıştım bundan hiç bahsetmedim burada. bunun hakkında yazacak şeylerimin olmamasından değil bu tamamen üşengeçlikten. radyo iyiydi be candı :S duygularımı aklıma geldikçe ifade edebiliyordum ve hiç bir şeye dikkat etmem gerekmiyordu. blog öyle değil, oturup düşünüyorsun abi bi kere başlıyorsun yazmaya siliyorsun olmuyor! ah lanet olası.

dün sarhoş oldum. hah içmedim de halbuki ama sarhoştum emindim bundan o kadar güzel konuşuyordum ki öyle şeylerden bahsediyordum ki ben bile şaşırdım  hani. edebiyat kitabı yada sikender – buko*wiski yutmuş bir haldeydim bir şeyler saçmalıyordum ama bunlar benden başka kimseye saçma geliyordu. tam tersine bana kustuğumu ifade ediyorlardı. aman tanrım ne yapıyordum ben? kalemin kapılarını açmıştım ve gelen misafirleri çiçeklerle karşılıyordum. içeriyi keşfederken onlarda benle birlikte sarhoş oluyordu adeta kafaları karışıyor hiç didiklenmemesi gereken yerlere girip, meraklarını gideriyorlardı. bakmayın çoğul konuştuğuma sadece bir kişiydi misafirim ama koca bir orduydu sanki. çok emin adımlarla neye dokunması gerektiğini biliyordu. aniden kapadım kapılarımı! o içeride kaldı, bense dünyaya adım atmıştım.

deliyim ben, gerçekten deliyim ben. aşk.. seviyorum bu kavramı seviyorum.. seviyorum.. nefret ediyorum.. seviyorum ah haha lanet hep böyle değil mi? bir sabah kalkıp uçak bileti bakmak gibi nefes alanına. ah lanet bütün biletler kesilip, uçuşlar iptal edilmiş.

yeni bir nefes alanına ihtiyacım var!

sen sen var ya çok şekersin. tatlısın yani. iyisin iyi. seninle evlenebilirim.

istanbul geçti üzerinden! karşıma çıkıyorsun aniden, çekiyorum isyan bayrağını istemeden..

gönlümün pamuk prensesi; kop gel. ihtiyacım var sana.

yapmak istediğim şeyleri sıralamaya kalksam eminim ki uzunca bir liste çıkacak. ya da şöyle yapalım yapmak istediklerimi yazıp içlerinden gerçekleştirdiklerime bakalım. ama bunu burada yapmayalım gel bi yemek yiyelim.

öğrenci evinde hamur işi. anne cansın sen. aşığım sana be hatun harbiden. öyleyse kutsuyorum seni mayko!

evde şaman müzikleri açıp, kendimden geçesim var.

bol bol saçmalayasım vardı ve gerçekleştirdim. hatırlatın da listeye bunu da ekleyelim.

laaaaan

hacı ben yeni farkına vardım da ben yazmayı gerçekten unutmuşum ya. şuan kendimle geçtiğim taşşak ipe sapa gelir şeyler değil yani o derece. ne yapmışım lan ben kendime? hani demeyin ne oldu, bu sitem ne bir anda diye. boşuna konuşmuyorum. bir iki saattir yazdığım iki blogta genel olarak ele aldığım konulara bakıyorum hatta ne geneli amk hepsi aşk, hüzün. anlayacağınız iyice liseli ergen havasına bürünmüş durumdayım. acilen reset çekmeli beynime bu gidişat hiç iyi değil :D

başa sarıyor hayat

Yine *başa sarıyor hayat. Elimden çok fazla bir şey gelmediği içinde haliyle kendimi bırakıyorum akışına.. Yazamıyorum! Düşünüyorum bol bol aklımda hep dolaşan onlarca fikir, yazı, şiir ama elde var “0″..

şiirimsi

sabah karşı bilmem kaç
gelen mesaj yok, e-mail kutum boş ve hiç olmayan posta kutum..

mektup yaz istiyorum bana! mesaj atma yada e-mail.. gözyaşlarını ıslattığın mektuplarını okumak istiyorum.

ben aslında seni istiyorum. bıktım artık kendimi yiyip, bitirmekten..

lanet olsun!!!!!!!!!!

 

hayalimin ortasında

En son yazımın üzerinden hayli bir zaman geçmiş..
İstanbul macerasından sonra yine masamın başında el koyduğum laptopların bir tanesinde parmaklarımı çalıştırıyorum..

Hayalimin ortasında
Meyhane masasında
Bir kadeh şarapla..

Çıkıp balıklara yem atmak
Denizde taş yuvarlamak
Ahh.. İstanbul, ah..

hocam.com

Bağlantı

alperciğiminde kayıt olmam için önerdiği bu portalı, diğer arkadaşlarımında önermesinden sonra içimde istem dışı olarak bir merak uyandırdı. yaygın olarak kullanılan sosyal ağlar gittikçe amaçlarından uzaklaşıp, basit bir hal almaya başladı. haliyle yeni portallar keşfetmek insanı mutlu edebiliyor. fakat bu sitede can sıkan bir taraf üyelik için başvuru yaptıktan sonra bir müddet beklemen gerekiyor. ayrıca belirtmeliyim ki, üniversiteliler için kurulduğundan fazlasıyla tutulacak ve kullanıcı sayısı artacak gibi görünüyor. çok daha fazla bahsetmek isterdim ama şuan sadece kulaktan dolma bilgilerle donatılmış bir haldeyim. merak eden arkadaşlarım için buyurun buradan diyelim :) HOCAM.COM keyifli günlerle..